tatil şehirleri

ALANYA

Alanyanın Tarihi

UNESCO Dünya Kültür Mirası Kent adaylarında biri olan Alanya Kalesinin içinde birbirinden görkemli anıt yapılar bulunmaktadır. Surlar, Kızılkule, Tersane, Tophane gibi anıt yapıların yanı sıra Kale restore edilerek kullanılan eski Alanya evleri de koruma altındadır ve görsel olarak harikuldedir. Bu evlerin bir kısmında eski tezgahlarda dokumacılık yapılmakta veya bahçelerinde yemek servisi yapılmaktadır. Ortaçağlardan kalma kaleyi gezerken dikkatli gözler, antik çağdan kalma taş yontuların da farkına varacaktır. Alanya Kalesinin adım adım gezilmesi tam anlamı ile bir gün sürmektedir.. Alanya, tarihi ipek yolu üzerinde bir kent olduğu için çevresinde bir çok kervan saray ve bunları korumak için kaleler de bulunmaktadır.

Alanya Kalesi

Surlarının uzunluğu altı buçuk kilometreyi bulan kalenin denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde bulunmaktadır.  Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarım adasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir.

Alanya Kalesi, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu bulunmaktadır. Ortaçağ da surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere dört yüze yakın sarnıç yaptırılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde hala kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcunu inerek Tophane ve Tersaneyi geçip Kızılkulede son bulacak şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen iç kale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır.
Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar bulunmaktadır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek yaklaşık olarak 1 saat sürmektedir.

Alanya Kızılkule

Kızıl kule limanda yer almaktadır. Alanyanın sembolü olan sekizgen planlı bu  yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubad tarafından Sinop Kalesini yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettaniye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenden dolayı Kızılkule adı verilmiştir. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar bulunmaktadır. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12 buçuk metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 ise metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır.

Alanya Tersanesi

Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın kenti almasından 6 yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227′de yapımına başlanmış ve bir yılda inşa edilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan bu tersanenin denize bakan cephesi 56 buçuk metre, derinliği ise 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde ayarlanmıştır. Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubad’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi ayrıca Selçukluların Akdeniz’de yaptıkları ilk tersanedir. Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubad, Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” ünvanını almış bulunmaktadır. Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunmaktadır. Gözlerden birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu bulunur. Denizden teknelerle ya da Kızılkulenin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersaneye giriş ise ücretsizdir.

Alanya - Ehmedek

Kalenin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını, Selçuklu döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı sanılmaktadır. Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta kale, kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.

Alanya Arkeoloji Müzesi

İçinde 14 adet kapalı, bir adet açık teşhir salonu bulunan müzenin birinci bölümünde arkeolojik eserler sergilenmektedir. Bu bölümde tarih öncesi ve sonrası yaşamış Frigya, Lidya, Yunan ve Bizanslılara ait sayısız eserlerle birlikte birçok kralın ve imparatorun kendi adlarına bastırdıkları çeşitli devirlere ait zengin para koleksiyonu ile müzenin simgesi durumundaki İsa’dan sonra 2. yüzyıla ait bronz döküm Herakles heykelini görebilirsiniz. Etnografik eserlerin sergilendiği ikinci bölümde Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler ve eski bir Alanya evi odası görülmeye değerdir. Tunç çağı, Urartu, Frigya ve Lidya eserleri ile Hellenistik çağa ait çanak, çömlek ve zengin Roma dönemi arkeolojik eserlerinin sergilendiği müze bahçesinde değişik bitki, meyve ve hayvan türlerini görmek mümkündür.

Alanya Atatürk Evi Müzesi

18 Şubat 1935’de Ulu Önder Atatürk’ün Alanya’yı ziyareti sırasında kaldığı ev 1986 yılında Atatürk Evi ve Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müzenin birinci kat odalarında Atatürk’ün kişisel eşyaları, fotoğraflar, Atatürk’ün Alanyalılara gönderdiği bir telgraf ve diğer tarihi belgeler sergilenmektedir. İkinci kattaki diğer odalarda ise tipik bir Alanya evi canlandırılmakta, çevreye özgü etnografik eşyalardan örnekler sergilenmektedir.

ÇANAKKALE-GELİBOLU
Güzel ve şirin anlamına gelen Gallipolis adıyla anılan Gelibolu, tarihte ilk kez hitit imparatorluğunun milattan önce 12. yüzyılda parçalanmasının ardından , Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın araya geçişleri sırasında önem kazanmıştır. Sırasıyla Persler’in, Spartalılar’ın, Makedonyalılar’ın Bergamalılar’ın, Romalılar’ın, Hun İmparatorluğu’nun ve Bizanslıların yönetiminde bulunan Gelibolu, 1354 yılında Gazi Süleyman paşa tarafından fethedildi. 1366 yılında yeniden Bizans’ın eline geçen Gelibolu, Osmanlı Padişahı 1. Murat tarafından 1367 yılında ikinci kez Osmanlı topraklarına katıldı. Türbeler şehri olarak da bilinen Geliboluda çok sayıda cami, türbe,kale ve tarihi hamam bulunmaktadır.

Bunlardan en önemlileri :

  • Gelibolu kalesi
  • Namık Kemal’in Mezarı
  • Süleyman Paşa türbesi
  • Bigalı ve Nara Kaleleri
  • Ulu Camii
  • Azepler Namazgahı
  • Yazıcıoğlu Camii
  • Sofca Halil Mescidi
  • Kasapoğlu Ali Bey Hamamı
  • Saruca Paşa Hamamı

Antik ismi Khersonesos olan Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı ile Saros Körfezi arasında, güneye doğru genişleyerek uzamaktadır.Türkiye’nin kuzey batısında yer alan yarımada, aynı zamanda Avrupa kıtasının güneydoğusundaki son kara parçasıdır.Kuzey’de dar Bolayır kıstağı ile Trakya’ya bağlanır. Bir fay ile sınırlanmış yüksek ve düz batı kıyılarından doğuya, boğaza doğru alçalan, vadilerle yarılmış sırtlardan oluşan yüzey şekilleri jeolojik yapıya uymuştur.Yarımadanın batı yakasını kuvvetle meyillenmiş eosen ve oligosen flişleri, doğu yarısını hafif dalgalı miyosen ve pliyosen çökelleri kaplar.Gelibolu ilçesi, aynı isme sahip yarımadanın kuzey-doğu kıyısında, Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’ne açıldığı noktada yer alır.

Gelibolu İklimi :Trakya ve Ege iklim bölgeleri arasındadır. Kuzey’de bulunan Korudağı, sert Trakya iklimininin etkilerini hafifletmektedir. Çanakkale Boğazı kıyısında bulunması münasebetiyle yılın dört ayı sürekli hava akımlarının etkisinde kalmaktadır. Bu nedenle ilkbahar mevsiminin süresi kısadır. Yağışlar, sonbaharda etkili olurken, ilkbaharda bir ölçü daha azdır. Kışın en belirgin özelliği kuzeyden gelen sert Poyraz rüzgârıdır. Yaz ve sonbahar aylarında bölgede Akdeniz iklimi hüküm sürer. Sonbaharlar genellikle ılıktır.

Gelibolu Dağları : Tekirdağ’dan uzanan Ganos Dağı’nın bir kolu Marmara kıyılarını izleyerek Mürefte üzerinden Çanakkale Boğazı boyunca Seddülbahir’e kadar uzanır. Diğer bir kolu da Kadıköy bucağının arkasından ve Bayramiç Köyü’nün sırtlarından Meriç yönüne doğru uzanır. Bir çok yerinde 200 - 400 metre yüksekliklerde değişen engebeler, Gelibolu Keşan arasında 725 metreyi bulur. Bu yükselti Korudağ adını alır ve ilçenin en yüksek yeridir.

Gelibolu Ovaları :İlçe, dar bir yarımadanın uzantısında bulunduğu ve hafif engebeli araziden oluştuğu için önemli ovalara sahip değildir.Evreşe, Karainbeyli, Sütlüce ve Ilgardere gibi küçük ovaları mevcuttur.

Gelibolu Akarsuları ve Gölleri

Kavak Çayı:İlçenin en uzun akarsuyudur. Çokal köyü yakınından geçerek, Kuzeyden gelen bir kolla birleşir ve Saroz Körfezi’ne boşalır. Uzunluğu 50 kilometredir.

Ilgar Deresi :Eşikçi Dağı’ndan kaynaklanarak Üveyik Dağı ve Pazarlı Köyü arasından geçerek Bakacak Tepe yakınlarında Çanakkale Boğazı’na dökülür.

Çokalcı Deresi :Münip Beş Çiftliği’nden ve Kaynarca’dan geçerek Çanakkale Boğazı’na dökülür.

Üç Köprüler Deresi:Çokalca Deresi olarak da bilinen dere, Eceabat yöresinde Üçköprüler mevkiinden denize dökülür. Yazları pis ve durgundur..

Gelibolunun Bitki Örtüsü :İlçede bitki örtüsü çam ve zeytin ağaçlarından oluşur. Korudağ’daki çam ormanları en önemli yeşillik alanı oluşturur. Eceabat yönüne gidildikçe kıyı kesimlerinin zeytin ağaçlarıyla kaplandığı görülür. Pazarlıköy sırtlarında önemli sayılabilecek oranda çam alanı mevcuttur. Tayfur ve Karainbeyli köyleri arasında ise meşe fundalıklarına rastlanır.

GÖCEK-
Beldede büyük ve uluslararası yat turizmi açısından önem arzeden dört marina bulunmaktadır. Beldenin en önemli özelliği son derece korunaklı ve geniş bir körfez içerisinde yer alan ada ve koyları bünyesinde barındırmasıdır. Bunların doğal sonucu olarak gelişmiş bir yat turizmi potansiyeline sahiptir. Özel Çevre Koruma altında olan Göcek merkez ve çevresinde çok katlı inşaat izni olmaması sebebi ile konaklamak için 2 katlı otel, motel , apart ve pansiyonlar bulunmaktadır. Bir turizm beldesinin sahip olması gereken tüm alt yapı, donanım ve mekanlara sahip olan Göcek ‘in en önemli özelliği alışıla gelmiş tatil beldelerine göre sakin ve huzurlu bir yer olmasıdır

Göçek’te Gezilecek Yerler

Göcek konumu itibariyle Sarıgerme, Dalyan, İztuzu plajı, Fethiye Ölüdeniz, Saklıkent, Kayaköy ve Köyceğiz’e yaklaşık 40 dakika uzaklıktadır. Göcek te konaklayıp çevredeki bu doğa güzelliklerini günübirlik ziyaret edebilirsiniz.

İnlice plajı, Katrancı Koyu, Günlüklü Kampı, Ayten ve Osman ağa Koylarına aracınızla ulaşabilir turkuaz mavisi sularda denizin keyfini çıkarabilirsiniz.

Göcekde tekne turlarına katılıp 12 adaların cennet koylarında denize girebilirsiniz. Kahvaltıdan sonra 1030 da başlayan tekne turları ile 12 adaların nadide koylarında yüzebilir, öğle yemeğinde lezzetli balıklar yiyebilirsiniz. Akşamüstü saat 1800 civarı çaylarınız yudumlarken tekneler limana dönüşe başlar.

Özel, küçük tekneleri kiralayıp, kumanyanızı içeceklerinizi temin edip daha sakin koyları ve adaları gezebilirsiniz. Seyre çıkmadan önce oltalarınızı hazır edin. Bu geziler size Mavi Yolculuk için bir antrenman olabilir.

Göcek te akşamlar diğer tatil yörelerine göre biraz daha sakin sessiz geçer. Gürültüden ve kalabalıktan uzak, marinada yürüyüş yapabilirsiniz, hediyelik eşya satan dükkânları ve lezzetli menüleri olan, şirin balıkçı restoranlarını ana caddede gezebilirsiniz.

Port Göcek, Skopea ve Club Marina da bulunan deniz kenarındaki cafe barlarda tertemiz deniz kokusunu ciğerlerinize çekip günün yorgunluğunu üzerinizden atabilirsiniz.

Göçek Köyleri

Birbirinden güzel koyların ve on iki adaların bulunduğu Göcek körfezi yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde rotasıdır.

Akdeniz’le Ege’nin kucaklaştığı turkuaz renkli sularda, mitoloji ve doğanın muazzam bir bileşimi olan, mavi yolculuğun vazgeçilmez duraklarından Göcek Körfezinin ünü, ülke sınırlarını aşıp dünyaya yayılmış durumda.

Küçük bir mağaraya çıkan kayalara oyulmuş merdivenleri ile tanınan Merdivenli Koyu, Diğer bir tanımla Afrodit koyu diye bilinen ve Cleopatra’nın Roma’yı ziyareti sırasında kaldığı ve banyo yaptığı rivayet edilen Hamam Koyu, Şair ve ressam olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yetmişli yıllarda mavi tur yaptığı sırada ziyaret ettiği ve bir kaya üzerine yaptığı Balık resmi ile tanınan Bedri Rahmi koyu, Tarihi eski tersane kalıntılarının bulunduğu Tersane Adası Göcek Koylarının incileridir.

Göcek Koyları, Fethiye ve Dalaman arasında; tertemiz suları, doğası, iklimi ve yat limanları sayesinde yatçılar için korunaklı doğal bir liman olma özelliğiyle, sakin, huzur dolu bir tatil için bulunmaz tek adrestir.

Göcek’te, tekne turlarına katılarak çevre adaları ve muhteşem koyları gezebilirsiniz. Oniki adaların, büyüleyici manzaraları için yanınıza fotoğraf makinesi almayı unutmayın. Atbükü, Sıralıbük, Boynuz Bükü, Bedri Rahmi, Sarsala, Manastır, Göbün, Zeytin Adası, Yassıcalar ve Tersane Adası, muhteşem doğası ve unutamayacağınız durulukta mavi suları sizleri bekliyor.

Göçek’e Ulaşım
Göcek, Fathiye ve Dalaman’a çok yakın oluşuyla, kolay ulaşılabilir bir yöre…Dalaman Havaalanı’na sadece 25 km uzaklıkta…Eğer uçakla gelecekseniz, Dalaman’a indikten sonra Fethiye yönüne doğru yol alıp, karşınıza çıkacak sapaktan içeri dönün. Bir kilometre kadar sonra Göcek’tesiniz. Karayolu ile ulaşımı tercih edenler de otobüsle Fethiye’ye veya Dalaman’a kadar gelip yine aynı yolla bu küçük köye ulaşabilirler

KAPADOKYA

Kapadokya, (Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler’in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları’nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir

Kapadokya’da Gezilecek Yerler

Zelve: Avanos’a 5 km, Paşabağlarına 1 km uzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.

Zelve, özellikle IX. ve XIII. yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.

Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi: Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme’ye 2.5 km uzaklıktadır. Oldukça yüksek tek nefli, beşik tonozlu, üç apsisli olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. 964/965 yıllarına tarihlenmektedir.

Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi: Çavuşin köyüne yaklaşık 2 km uzaklıktaki Güllüdere vadisinin en soldaki kolunda yer alır. Vadinin hemen başlangıcında, solda dik bir yamaç üzerine yapılmıştır.Nef, dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve geniş tek apsislidir. VI.-VII. yüzyıla tarihlenen mimariye IX.-X. yüzyılda apsis ilave edilmiştir. Apsisteki iki ya da üç fresk seviyesi apsisin devamlı olarak boyandığını gösterir. Madalyon içinde tahtta oturan İsa’nın sağında ve solunda yer alan İncil yazarlarının sembolleri simetrik olarak resmedilmiştir. Düz tavan, kabartma olarak yapılmış, ortada daire içinde haç, kenarlarda ise palmiye motiflerinin arasında çelenk motifleriyle dekore edilmiştir. Bu şekilde haçı esas alan dekorasyonlar daha çok İkonoklastik Döneme aittir. Kapadokya’da yaşayan halkın haça karşı özel sevgisinden dolayı İkonoklastik Dönem sonrasında da sevilerek yapılan bir motiftir. Çünkü haç Kudüs’teki “Kutsal Haç”ı temsil etmekteydi.

Özkonak Yeraltı Şehri: Avanos’un 14 km uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş dağının kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır. Geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.

Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu dar (5cm) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur.

Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.

Kapadokya’ya Ulaşım

Nevşehir’e ulaşım en çok karayoluyla sağlanıyor. Yöreye uzanan yollar genel olarak iyi durumda… En önemli karayolu bağlantısı Ankara-Kayseri.

Bölgeye gitmek için İstanbul ‘dan yola çıkmışsanız, otobanı izleyerek keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. İstanbul – Nevşehir, İzmir – Nevşehir, Ankara – Nevşehir güzergahlarında her gün araç bulunabiliyor. Nevşehir Kapadokya ve Lüks Göreme Turizm gibi yerel firmaların bu güzergahlarda çok sık seferleri var. Yörenin büyük yerleşim birimlerine uzaklıkları ise şöyle: İstanbul-Nevşehir arası 730 km, İzmir-Nevşehir arası 763 km, Ankara- Nevşehir arası 276 km

Kemer tatil beldemizde deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmiştir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanmasıve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması  tatilcilere oldukça cazip gelmektedir. Bel dibi mevkiisinden başlayarak tekirova’ ya kadar olan tüm kıyı tamamen doğal plajdır. Girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve küçük doğal limanlar bulunmaktadır. Kemer merkezinde bulunan plajlar belediye plajı, yat limanı yanında bulunan ayışığı plajı’dır. Antik kentin hala ayakta durduğu ve milli park olan Phaselis plajı gibi yerlerde rahatlıkla denize girmek mümkündür. Konaklama tesislerinin havuz ve plajlarından da ücret karşılığı yararlanmak mümkündür. Kemer’den yakınında bulunan Olympos ve Phaselis antik kentlerine ulaşmak mümkündür. Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınkaya, Dereköy gibi yüksek yerlere safari turları da oldukça ilgi çekmektedir

  • Kemer’de Gezilecek Yerler

Yakınında Faselis, Olympos gibi antik bölgelerin de bulunması bir başka çekiciliktir. Kemer’den Faselis ve Olimpos’a denizden ve karadan ulaşmak mümkündür.Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınyaka Dere Köyü gibi yüksek yerlere safari turları da çevre çekicilikleri arasında yer almaktadır.

Ayrıca yöredeki diğer çekicilikleride mağaralarıdır. Bu mağaralardan Beldibi mağarası Antalya’nın 27 km. güneybatısında deniz kenarındadır.Tarih öncesi çağlara ait kalıntılar bulunmuştur.Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla Deliği mağarası olup, Kemer’in batısında yükselen Tahtalı Dağ’ın doğu yamacında yer alır. Bu mağaraya Kemer-Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı Kuzeydere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak gidilebilir.Her iki köyden de 3.5-4 saat yürümek gerekmektedir.

KEMER
Kemer’de Antik Kentler

Phaselis: Antalya - Finike karayolunun 58 km.’sinde bulunmaktadır. Kemer’e 15 km. olan Phaselis kentine deniz yoluyla da ulaşmak mümkündür. Lykia’nın doğu kıyısı şehirlerinden olan Phaselis’in M.Ö. VI. yüzyıla ait ilk Helenistik çağın ticaret limanlarından biri olduğu sanılmaktadır.

Romalılar döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Üç limandan oluşan Phaselis’in doğusundaki limanın kalın duvarları halen çok iyi durumdadır. Ön ve batı kısmı kumlar altında kalan batı limanı ise denize girmek için çok uygundur.

Phaselis’de bu gün toprak üstünde bulunan kalıntıların büyük bir bölümü Roma devrinden kalmıştır.Bu kalıntılar; liman, kale duvarları, Zeus Mabedi, Kral Antonius Caravella yolu, ayrıca yirmi sıralı tiyatro kalıntıları bulunmaktadır.

Yarımadanın boyun kısmını kapsayan cadde muhteşemdir. Güney limandan başlayıp şehir kapısına kadar uzanır. Bu caddenin genişliği ve kısalığı yüzünden, zaman zaman stadyum olarak da kullanıldığı sanılmaktadır. Çünkü tarih Phaselis’de iki önemli atletizm karşılaşmasının yapıldığı yazar.

Agoranın yanında iki tapınak bulunmaktadır. Bir tanesi Phaselis için çok önemli bir tanrı olan ‘athena polias’ adına yapılmıştır. Diğeri ise ‘heista’ ve ‘Hermes’ içindir. Bu tapınaklardan Athena’da Homer ‘in mitolojik kahramanı Acchileus’un bronzdan; yapılmış mızrağı bulunmaktaydı. Caddenin kenarlarında bina harabelerine, bir kilise ile bu harabelerin arasında piskopos evlerine rastlanmaktadır.

Şehirin su ihtiyacını karşılayan su kemerleri Roma stili inşaa edilmiş olup hala çok iyi bir durumdadır.

Phaselis’de çıkan bazı tarihi eserlerin bulunduğu bir de müze mevcuttur. Ayrıca burası tarihi zenginliğinin yanı sıra sığ bir koy, ince kum ve ormanı, dağ, deniz birleşmesinden oluşan ideal bir ören ve plaj yeri olarak da dikkati çekmektedir.

Olympos : Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik muhteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

  • Kemer’e Nasıl Gidilir ?

Her on dakikada bir Antalya Otogarı”ndan Kemer”e araç bulunabilir. Karayolu denize paralel olduğu yerlerde çok virajlı, manzara çok güzel ama sürücülerin çok dikkatli olması şart. Gece saatlerinde Kemer”e uzanan yollar oldukça karanlık.. .Kemer”den Antalya Finike yolunu kullanarak Ege”ye, Burdur istikametinden E-5 karayolu ile İstanbul, İzmir ve Ankara”ya gidebilirsiniz

KUŞADASI

Aydın iline bağlı bir ilçedir. İl merkezine 71 kilometre uzaklıkta, ege bölgesi’nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer bulunmaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Milli Park’ın bulunduğu Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi, İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır.

Kuşadası, bugün Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bunun nedenlerini değerlendirirken, zengin tarihi çevrenin ve eşsiz planların varlığının yanısıra, bölgenin iklim koşullarını da belirmemiz gerekmektedir. Kuşadası, hemen önünde başlayan kumsal kıyıları ile her şeyden önce bir plaj merkezidir.

Tusan, Akyar, Otuzbir, Kadınlar Denizi, Aslan burnu, Karaova, Güzelçamlı, Büyük ve Küçük Kalamaki, İlyas Ağa, Dipburun, Tavşanburnu plajları gibi temiz kumsallar kuzey ve güneye doğru kilometrelerce uzar gider. Kumsal şeritlerinin toplam uzunluğu 20 kilometrenin üzerindedir. Geniş kumsalların yanısıra derinlikten hoşlananlar için, dalmaya elverişli kayalık koylar da Kuşadası’ndadır

Kuşadasında Gezilecek Yerler
Güvercinada : 19 yy.da Mora ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı karakol olarak Osmanlılar tarafından yapılmıştır. .

Kruvaziyer ve Yat Limanları : Kuşadası’nda turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Kuşadası Limanına her mevsim gemiler yanaşmaktadır. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam (Samos)’a bahar ve yaz aylarında (1 Nisan - 20 Ekim arası her gün) düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılıp, kış aylarında bu seferler charter olarak değişir. Limanda günübirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar mevcut olup, Mavi Tur yapan yatlar da yat limanında bulunmaktadır.

Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı : 1618 yılında Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarda görülen top delikleri şehrin korsan saldırılarına karşı korunması amacıyla yapılmıştır. Kale İçi Camii : 1618 yılında Sadrazam Öküz Paşa tarafından yaptırılmıştır..

Plajlar : Kuşadası’nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı,Güvercin ada Plajı,Yılancı Burnu Plajı, Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Sevgi Plajı, Kalamaki Plajıdır. .

Kaplıcalar : Çıban (Yavan su ) Kaplıcası, Venüs Kaplıcası, Güzelçamlı kaplıcası Kuşadası’nın önemli kaplıcalarıdır.

Mağaralar : Karaca Mağarası

Kuşadası’na Ulaşım
Aydın otoyolundan Torbalı- Selçuk yönünde 90 dakikada Kuşadası’na varılıyor. İstanbul’dan gelenler, İDO ile varılan Bandırma’dan Balıkesir- Manisa- İzmir üzerinden gidebilirler. Bandırma- Kuşadası 350 km. Ayrıca Varan Turizm’in Bandırma üzerinden, İDO bağlantılı, İstanbul- İzmir otobüs seferleri var. Ankara’dan, Afyon- Salihli- İzmir üzerinden Kuşadası 665 km. Kuşadası’na en yakın havaalanı İzmir Adnan Menderes Havaalanı. Kuşadası’na uzaklığı 80 km.

MANAVGAT
64 km. lik sahil şeridi ve Manavgat Şelalesi, özel çevre koruma alanları, tatil köyleri ile ilçede turizm oldukça gelişmiştir bir ilçedir.

Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin kaplan avladıklarını yazdığı Sarı Su Deresi ilçe sınırları içerisinde kalmaktadır. İlçede son yapılan araştırmalarda Ahmetler Köyü ile Gebece köylerinde bulunan mağaralarda etüd çalışmaları tamamlanmış ülke ve bölge turizmine kazandırılmaya çalışılmaktadır.

İlçe merkezine 60 kilometre uzaklıkta bulunan ve Köprü ırmağını da içine alan ve milli parka adını veren Köprülü Kanyon çok ünlüdür. Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisinde ve Altınkaya Köyü içerisinde bulunan vadiye gizlenmiş selvi ormanının dünyada bir eşi benzeri yoktur. Toros Dağları yaygın Kızılcam, Karaçam, Sedir, Selvi ormanları ile kaplıdır.

İlçe arkeolojik eserler açısından da oldukça zengindir. Side Antik Kenti, bir benzeri bulunmayan Antik Tiyatrosu, Hamamı, Antik Su Yollarıyla; Seleueka antik kenti, Sırt Köyü sınırlarında bulunan antik yerleşim bölgesi ilginç kalıntı ve kaya mezarlarıyla; ve şimdiki adı Altınkaya Köyü olan Selge antik kenti, yıkılmış haldeki tiyatrosu, kral yoluyla ve diğer kalıntılarıyla çok önemlidir. Bunun yanında Beydiğin Köyü sınırları içerisinde yer alan va Kervanyolu üzerinde bulunan Selçuklu eseri olan Kargı Han çok ünlüdür

Manavgat’ta Gezilecek Yerler

Manavgat Şelalesi : Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı ile görülmeye değer bir manzara oluşturur. Şelalenin hemen yanı başında doğa ile iç içe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taze balık yenilebilir.

Manavgat’ta Antik Kentler

Side:Manavgat’a 7 km uzaklıkta olan Side tarihi bir yerleşim merkezidir. Tarihçiler tarafından İ.Ö. 1405′te kurulduğu ifade edilen Side, İ.Ö. VI. y.y ın yarısından itibaren, sırası ile, Lidyalıların, Perslerin, İskender’in, Antiogonos’un, Ptolemaiosların egemenliğini tanımıştır.

İ.Ö. 215 ten sonra Suriye Krallığı’nın denetiminde imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilen kent İ.Ö. Apameia barışı ile Bergama Krallığı’na bırakılmıştır, daha sonra Doğu Pamphilya bölgesi ile birlikte bağımsızlığını koruyarak büyük bir ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.İ.Ö. 78 den sonra Roma egemenliğinde bulunan Side, daha sonra Bizans egemenliğine girdi. İ.S. V. y.y. ve VI. y.y. larda Psikoposluk merkezi olan Side en parlak devrini yaşamıştır.

Eşsiz bir işçiliği olan kentin ana kapısı iki kule arasındadır. Side kentinde iki ana cadde vardır. Bu caddeler Antik Çağın sütunlu caddelerine örnektir. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan bu caddelerin başlangıç yeridir. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların arkasında dükkanlar bulunmaktadır.Surun dışında, kent kapısını karşısında Anadolu’nu en büyük tarihi çeşmesi “nymphaeum” vardır.Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri alır. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılır. Bu yapı boyutları 100×100 m. olan agoradır.

Kentin Pazar yeri olan agora portiklerle çevrilidir ve üç yanında dükkanlar yer alır. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili Gymnasium vardır. Kuzey- güney doğrultusundaki ana cadde de Roma Döneminde yapılan kemerli bir yapı vardır.Side kentinin tiyatrosunun mimarlık tarihi açısından önemi diğer roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olmasıdır.Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanıdır ve 20.000 seyirci alacak büyüklüktedir.

Side’nin surları dışında geniş mezarlıklar yer alır ve bunların en önemlisi olan Batı Negropolü 1,5 km. uzaklıktadır. Side’de ayrıca tapınaklar ve su kemerleri vardır. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınaklarıdır. Side’nin suyu yaklaşık 25 km. mesafeden, Oymapınar baraj gölü içinde bulunan dumanlı kaynağından getirilmiştir. Bu su taşıma sistemi kimileri iki katlı olan on su kemerinden oluşur. En büyüğü Oymapınar yakınında olup 40 gözlüdür.

Büyük bir Roma Hamamı bugün müze haline getirilmiştir ve bölgenin en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonunu barındırır. XIII. y.y. da Selçuklu’ların XIV. y.y. da ise Hamitoğulları ve Tekelioğullarının, XV. y.y. da kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçik kent bu dönemlerde yerleşim yeri olmamıştır.Halen, Roma ve Bizans dönemlerinin yapı ve özelliklerini taşıyan kent surlarının bir çok yeri yıkılmışsa da kara tarafındaki surların hemen tümü ayakta kalabilmiştir.

Selge : Serik’in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge’ye Köprülü Kanyon Milli Parkı’ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme’deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır.Psidia’ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.

Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar.Stadium’un güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.

Seleukia : Side’nin 23 km. kuzeydoğusunda Sinler Köyü’ne ise yaya olarak bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur. Antik kentin özellikle çam ormanlarının süslediği çok güzel bir doğa görünümü vardır. Bir tepe üzerine oturtulmuş olan kent tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer.Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, bazilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya Müzesi’nde sergilenmektir.

Etenna : Manavgat’ın 29.km kuzeyindeki Etenna, bugünkü Sırt Köyü’nün üst tarafına düşen tepe üzerine kurulmuştur. Bizans devrinde psikoposluk merkezi olduğu sanılan kentin tepesinde Akropal kentin en yüksek ve en iyi korunan yeri ve yamaçlarında yer alan, çevresi surlarla çevrili teraslardan ibarettir. Kentin güneyinde ise Herron (yüceltilmiş bir ölü için yapılan mezar) vardır. Bunlardan başka bazilika, agora, kilise, hamam ve sarnıçlar önemli tarihi kanıtlardır.

Manavgat’ta ki Hanlar

Alarahan : Manavgat’dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra Alarahan’a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyahat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.

Manavgat Yaylaları

Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır.En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.

Manavgat’a Ulaşım
Manavgat Otogarı’nda Varan, Kamil Koç, Pamukkale ve Metro gibi belli başlı otobüs işletmelerinin temsilcilikleri bulunuyor. Antalya-Manavgat arasında yarım saatte bir otobüs var. Bu yol, 75 km. İstanbul Manavgat ise 800 km. Bu demektir ki, eğer İstanbul’dan hareket ediyorsanız en az 12 saatiniz yolda geçecek. Ankara-Manavgat arası 620 km. Kuşadası-Manavgat arası ise 540 km. .

MARMARİS
Doğal bir liman olan Marmaris Körfezi 1100 kapasiteli üç marina ve 1200 yat kapasiteli 9 yat çekek yerine sahiptir. Mavi yolculuğun odak noktasında bulunan yörede yat turizmini geliştirmek amacıyla çeşitli festivaller düzenlenmektedir. Uluslararası Yat Festivali ve Uluslararası Marmaris Yat Yarışlarını yörenin belli başlı etkinlikleri arasında sayabiliriz.Marmaris görülmesi gereken ilçelerimiz arasındadır
Marmaris çam ağaçlarına sırtını dayamış doğal limanıyla, palmiye ağaçlarıyla süslenmiş kıyı şeridinin ucundaki mimarisi, eşsiz plajları ve kristal görünümündeki denizi, yüzme ve her türlü su sporu ile yatçılık için ideal bir tatil beldesidir.

Marmaris Ege Bölgesinin en güzel turistik beldelerinden ve önde gelen yatçılık merkezlerinden birisidir. Sahip olduğu çam ormanları nedeniyle halk arasında “Yeşil Marmaris” olarak bilinir. Marmaris, doğal olarak çok iyi korunmuş bir liman ve iskele ile dünyanın her tarafından gelecek yatlara hizmet verebilecek yüzlerce yat kapasiteli marinalara sahiptir.

Sahip olduğu doğal güzellikler yanında Marmaris turistlere birçok modern tesisler sunar. Ayrıca Marmaris halkı yerli ve yabancı ziyaretçileri her zaman sevgiyle kucaklar.

Deniz kenarındaki veya Marmaris içerisindeki lokantalarda yenilen bir akşam yemeğinden sonra, gecenin kalan kısmını Barlar Sokağında yer alan hareketli barlarda,diskolarda veya gece kulüplerinde geçirebilirsiniz.

Marmaris’e yaptığınız ziyareti birçok seçenekleri bulunan çevre gezileriyle tamamlayabilirsiniz.bunlar yarım veya tam günlük, kano turları ,at gezintisi ,doğa yürüyüşleri yat turları ,köy gezileri,cip safari ve Efes, Pamukkale,Dalyan ve Kaunos gibi bölgeleri ziyaretler şeklinde geniş bir yelpaze sunulmuştur.

Marmaris ve dolayları güzel bir dantel gibi grift kıyılar ve körfezlere sahip olmakla övünür.

Gökyüzünün ve denizin mavisi çam ormanlarının yeşili birbirleriyle kucaklaşırlar. Doğa, gözün görebileceği birbirinden harukalede resimler sergiler. Doğal güzellikler yalnızca birkaç ay için değil doğayı seven yerli yabancı herkese bütün bir yıl boyunca kucak açar.

Marmaris de Gezilecek Yerler
İçmeler : Küçük bir köy iken, karayolunun açılması ile turistik bir merkez haline dönüşen, Marmaris’e 10 kilometre uzaklıkta şirin bir beldedir. Plajı Mavi Bayrak ödülü ile ödüllendirilmiştir.

Turunç : Marmaris’e 20 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Günlük tur teknelerinin uğrak yerlerinden biridir. İri kumlu plajı ile ün kazanmıştır. Marmaris’ten kara ve deniz yolu ile ulaşım mümkündür. Plajı Mavi Bayrak ödülü ile ödüllendirilmiştir.

Hisarönü : Marmaris Datça yolunda sessiz ve sakin bir balıkçı kasabasıdır. İki koya halim şirin bir kasabadır.

Selimiye : Balık restaurantı ve tertemiz denizi ile Mavi Yolculuğun vazgeçilmez duraklarındandır. Sonradan pişman olmak istemiyorsanız, leziz balıklarından yemeden buradan geç.memelisiniz.

Bozburun : Marmaris’in 50 km. batısındadır. Yatçıların uğrak yeri olan koyda turistik tesisler, lokantalar ve yat limanı vardır. Gulet teknelerinin usta elleri buradadır.

Çiftlik : Mavi Yolculuğun uğrak yerlerinden biri olduğu gibi günlük tur teknelerinin de uğradığı şirin bir koydur.

Kumlubük : Günlük tur teknelerinin uğradığı bölgenin en güzel plajlarından biridir.

Amos : Hisarburnu’nun hemen üst kısmında bulunan Antik Amos kenti Hellenistik Devre tarihlendirilmektedir. Amos harabelerinde, tiyatro tapınak ve bazı heykel kaideleri ile kenti çevreleyen surların kaliıntılarını görebilirsiniz.

Orhaniye : Marmaris’e 30 km.uzaklıktadır. Sezon boyunca düzenli minibüs seferleri vardır. Şirin sahil lokantalarının bulunduğu Orhaniye Mavi Tur yolcularının da uğrak yerlerinden biridir. Orhaniye’de teknelerin arasında suyun üzerinde yürüyenleri görürseniz şaşırmayın.

Turgut : Marmaris’e 35 km. uzaklıktadır. Şelaleleriyle ünlüdür. Şelalede yenen gözleme ve ayran tüm yorgunlugunuzu alacaktır.

Bayırköyü : Çam ve çiçek balıyla ünlüdür. Turizm sezonu boyunca Marmaris’ten düzenli olarak minibüsler kalkar. Köyün ortasıa bulunan 2000 yaşındaki ağacı görünce şaşırmayın.

Söğüt : Marmaris’e 35 km. uzaklıktaki Söğüt Köyü’nün bir mahallesidir. Tepesindeki Rum Evleri ile ünlü olan Saranda’nın yeni adı Cumhuriyet Mahallesi’dir. Tepeden Söğüt, Zeytinli, Değirmen ve Fenaket adalarının olduğu koyu seyretmek oldukça keyifli.

Fosforlu Mağara : Günlük tur teknelerinin uğrak yeri olanm doğal bir mağaradır. Sularının berraklığ ile ünlüdür.

Marmarise Nasıl Gidilir
Marmarise Karayolu İle Ulaşım
Marmaris’e Türkiye’nin hemen her köşesinden otobüsle ulaşabilirsiniz. Ayrıca, yakın yöreler olan Bodrum, Datça, Fethiye’ye de otobüs seferleri yapılıyor. Otobüs terminali ilçe merkezine 2 km. uzaklıkta

Marmarise Şehiriçi ulaşım
Marmaris, Armutalan, Beldibi ve İçmeler arasında düzenli dolmuş seferleri vardır. Şehiriçi ulaşımın bir başka aracı ise taksiler. Yakın beldelere ve diğer şehirlere ulaşım minibüs ve otobüslerledir. Marmaris Otogarı’ndan binilmektedir.

Marmarise Havayolu ulaşımı
Uçakla gelecekler için en yakın havaalanı Dalaman’dır ( 90 km ). Bodrum-Milas havaalanı 140 , İzmir Adnan Menderes havaalanı 284, Antalya havaalanı ise 281 km uzaklıktadır. Dalaman Havaalanından Marmaris şehir merkezine otobüs seferi vardır. Ayrıca taksilerle de ulaşılabilir.

PAMUKKALE
Kaynak sularının kirecinden oluşmuş bir tepedir. Türkiye’nin en tanınmış doğa harikası olarak bilinir ve denizli sınırları içerisinde yer almaktadır. Pamukkale 2.7 kilometre uzunluğunda ve yüksekliği 160 metredir. Parlak beyaz rengiyle Pamukkale’yi 20 km uzaklıktan görmek oldukca rahattır. Tepesinde antik Roma’lılardan kalma kutsal şehir Hierapolis adlı antik şehir bulunur.

20′nci yüzyılda Pamukkale’nin güzelliğini kendi gözleriyle görmek isteyen turistlerin akınlarıyla başa çıkabilmek için gitgide daha çok oteller inşa edildi. O zamanlarda çok hasar meydana geldi. Bazı otellerin inşa edilebilmesi için antik şehir Hierapolis’in bir kısmı yıkıldı. Pamukkale’nin sıcak kaynak suyu otellerin banyolarına havuzlarına aktarıldı. Suyu kesilen Pamukkale günden güne sararıp renk degiştirmeye başladı.
Pamukkale Kaplıcaları
İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular; bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır.

Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, şenlikler düzenlenmiş, büyük devlet adamları ve zengin kişiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis’e gelmişlerdir.

Gezilecek Yerleri
Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağı’nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır.

Tiyatro: Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.

Nekropol : Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes’e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae’ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır

Laodikeia: Çürüksu (Lykos) ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos’un kıyısındaki Laodikeia” şeklinde geçmektedir. Diğer antik

ABANT
Abant gölü, etrafı çam ağaçları ile kaplı bir doğa harikasıdır… Abant gölü Bolu ilinin 34 kilometre güney batısında kalır, 1200 metre yükseklikte bir krater gölüdür. Abant gölü hiç bir akarsu ile beslenmediği ve tamamen kaynak suları ile oluşması ile büyük önem kazanmıstır. Her ne kadar kış turizmi ile adını daha çok duysak ta aslında Abant 4 mevsim farklı güzelliklere sahip bir turizm merkezidir.

Gerek İstanbul gerek Ankara gibi büyük şehirlerin karmaşasından kaçmak, tertemiz havasını solumak, sakin ve dinlendirici bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak yeri Abant

Kuş sesleri arasında muhteşem bir göl manzarası ve çam ağaçları arasında kalmış bir doğa, son derece dinlendirici ve eğlenceli, Abant gölü etrafında faytonla gezilebilir mevsimine göre farklı aktivitelere katılabilirsiniz.

Abant’a Nasıl Gidilir ?
Otomobiliniz var ise ; İstanbuldan gelecek olan ziyaretçiler için İstanbul Abant arası 280 kilometredir. Anadolu otobanı üzerinden Bolu dağı çıkışında Abant yoluna saptığınızda izleyeceğiniz tabelaları sizi Abant a kadar götürecektir.
Ankara ilinden gelecek olanlar için ise Ankara Abant arası 205 kiolmetredir. En kısa yol İstanbul otobanını takip edip Bolu dağı geçişine kadar gelinip buradan izleyeceğiniz Abant tabelaları sizi Abant a götürecek.

Otobüs yolculuğunu seçenler için Bolu iline kadar otobüs ile gelip Bolu merkez ve kentin birçok merkezinden Abant’ a minibus ve dolmuş seferleri bulunmakta ayrıca taksiler ile de ulaşım mümkündür.

Ağva-ağva tatil
İstanbul’un yanı başında, doğanın bütün hünerlerini sergilediği bir yeryüzü cenneti… Ağva, yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası….

Ağva bir yanında Yeşilçay, diğer yanında göksu dereleri, yeşilin binbir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz’ e bakan altın sarısı kumsallarıyla bir yer yüzü cenneti

Ağva muhteşem doğası, kumsalı, denizi, yürüyüş alanları ile ziyaretçilerine kusursuz bir tatil imkanı sunuyor

Her geçen gün yenilenen ve ziyaretçilerine daha temiz, daha güzel imkanlar sunan Ağva’ da tatilin keyfini çıkaracaksınız

Ağva İstanbulla iç içe olmasına rağmen doğallığını kaybetmemiş ve özellikle yaz dönemlerinde göz dolduruyor

Ağva son 1 yıldır otel ve pansiyon bakımından oldukça gelişti, şu an 20 ye yakın tesis ve birçok pansiyon bulunan ağvada gün geçtikçe turizm alanları ve konaklama merkezleri artmaktadır

Ağva’ya Nasıl Gidilir

Sahil yolu; Şile Çayırbaşı’ndan iki yol ayrılıyor. Sahil yolu, Kabakoz, Akçakese yolunun devamında karşınıza Şuayipli çıkacak, İsaköy dönüşüne geldiğinize Ağva tabelaları size çok yardımcı olacaktır.

Şile’ den Ağva’ya ikinci yol güzergahı ise;Çayırbaşı’ndan, Teke köyüne giden yolu takip ettiğinizde Teke,Gökmaslı ve İsaköy istikametinin devamında Ağva’ya ulaşabilirsiniz.

Gebze tarafından ulaşım için;Mollafenari istikametine doğru gidin. Tem yolunu takip edin, soldan Teke yoluna sapıp, Yağcılar, Değirmençayın yolunu takip edin. Teke’ye geldiğinizde sağdan İsaköy yoluna sapın ve Ağva’dasınız.

İzmit tarafından ulaşım için
;Kandıra otobanı ile ilk önce Kandıra,Akçaova ve sonra Ağva karşınızda olacak.

Karadeniz bölgesinden ulaşım için ise; Akçakoca yolunu takip ederek ulaşabilirsiniz.

Eğer Ağva’ya ulaşım için otobüs kullanacaksanız Haremde iett otobüslerinin kalktığı yerdeki yazahanemizden her saat başı kalkan otobüslerle; önce Şile’ye ardından da Ağva yoluna girerek yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz

Adrasan-adrasan tatil
Adrasan ismi Rumca’dan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağları’na dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor. Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor.
Adrasan’ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı’na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor.
Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir

Adrasan’da Gezilecek Yerler

PHASELİS
Antalya-Finike sahil yolunun 50.km’sinde yer alan Phaselis antik kenti İ.Ö. 690′da Rodos’lu Kolonistler tarafından kurulmuş.Birçok koloni şehri gibi yarımada üzerinde kurulan şehrin,kuzey,güney ve orta olmak üzere üç limanı var. Phaselis’te toprak üzerinde görülen kalıntıların hepsi Roma devrine ve sonrasına ait.

OLYMPOS
Olimposun sahip olduğu doğal değerler arasında 3,2 km uzunluğundaki sahil şeridi , iki kayalık burun ve güneydeki Olimpos antik şehrinin içinden geçip yağmurlara bağlı olarak akan Akdere bulunuyor. Çıralı Limanı gerisindeki sahil tamamen kumla kaplı .Deniz kaplumbağalarının yumurtladığı bu alan zengin bitki örtüsüne sahip kıyı kumulları ile de önemli bir SİT alanı. Çevrede ilgi toplayan yerlerden biri de Antik çağlardan günümüze dek doğal olarak yanan Yanartaş (Khimaira) Çıralı’nın en hareketli turistik yeri

CENEVİZ V

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !